CMK m. 266/1'in ikinci cümlesi olan 'Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez' hükmünün, olağanüstü bir kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı (CMK m. 308) için de uygulanıp uygulanamayacağı konusundaki hukuki tartışmayı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #77517

Bu konu, Yargıtay içtihatları ile doktrin arasında tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (örn: 2013/394 K.), bu hükmün olağanüstü kanun yolu olan Başsavcı itirazı için uygulanamayacağı görüşündedir. Gerekçesi, sanığın Başsavcı itirazı yoluna kendisinin başvurma hakkının olmamasıdır. Savcının temyizinden vazgeçememe kuralı, savcının temyizine güvenip kendisi temyiz etmeyen sanığın hakkını korumak içindir. Başsavcı itirazında ise sanığın böyle bir hakkı ve beklentisi yoktur; yetki münhasıran Başsavcıdadır. Dolayısıyla Başsavcı, lehe de olsa itirazından sanığın rızası olmadan vazgeçebilir. Metin yazarı gibi doktrindeki karşı görüş ise, CMK m. 266'nın 'Kanun Yolları' kitabının 'Genel Hükümler' başlığı altında yer aldığını ve bu nedenle tüm kanun yolları için geçerli olması gerektiğini savunur. Yargıtay'ın, itirazdan vazgeçmenin mümkün olduğunu söylerken CMK m. 266/1'in ilk cümlesini uygulayıp, sanık lehine olan ikinci cümlesini uygulamamasının çelişkili olduğunu belirtir. Bu görüşe göre, sanık lehine olan bir düzenlemenin kıyasen uygulanması, 'hukuk devleti' ilkesi ve adil/dürüst yargılanma hakkının bir gereğidir.