Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının sanık lehine yaptığı itirazı (CMK m. 308) geri alması, sanığın rızasına tabi midir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/394 K. sayılı kararındaki görüş ile bu kararı eleştiren makaledeki görüşü karşılaştırınız.
Bu konu tartışmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/394 K. sayılı kararına göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, sanık lehine yaptığı itirazı sanığın rızası olmadan geri alabilir. CGK, bu sonuca varırken şu gerekçeyi kullanmıştır: CMK m. 266/1'deki 'Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez' kuralı, olağan kanun yolu olan temyiz içindir. Bu kuralın amacı, savcının temyizine güvenerek kendisi temyiz etmeyen sanığın hak kaybını önlemektir. Oysa Başsavcı itirazı (CMK m. 308) olağanüstü bir kanun yoludur ve bu yetki sadece Başsavcıya aittir; sanığın bu yola başvurma hakkı yoktur. Dolayısıyla Başsavcı, bu yetkiyi nasıl kullanıyorsa, geri alma konusunda da tek başına takdir yetkisine sahiptir. Makale yazarı ise bu görüşü eleştirmektedir. Yazara göre, CMK m. 266'daki vazgeçme kuralları, 'Kanun Yolları' kitabının 'Genel Hükümler' kısmında yer alır ve hem olağan hem de olağanüstü kanun yollarına uygulanmalıdır. Nitekim CGK'nın kendisi de itirazın geri alınabileceğini yine CMK m. 266/1'in ilk cümlesine dayandırmaktadır. Bu durumda, aynı maddenin sanık lehine olan ikinci cümlesini (rızanın aranması) uygulamamak bir çelişkidir. Yazar, sanık lehine olan bu hükmün kıyasen uygulanması gerektiğini, aksi takdirde keyfiliğe yol açılabileceğini ve adil/dürüst yargılanma hakkının zedeleneceğini savunmaktadır.