TCK m. 256'da düzenlenen 'Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması' suçu ile TCK m. 94'te düzenlenen 'İşkence' suçu arasındaki temel farklar nelerdir?
Her iki suç da kamu görevlisi tarafından işlenebilse de aralarında önemli farklar vardır: 1) Korunan Hukuki Değer: TCK m. 256'da öncelikli korunan değer kamu idaresinin itibarı ve disiplini iken, TCK m. 94'te öncelikli korunan değer insan onurudur. 2) Fail: TCK m. 256'daki suçun faili, yalnızca 'zor kullanma yetkisine sahip' bir kamu görevlisi olabilirken (özgü suç), işkence suçunun faili herhangi bir kamu görevlisi olabilir. 3) Eylemin Niteliği: TCK m. 256, görevin gerektirdiği ölçünün dışında 'kuvvet kullanma' eylemini düzenler ve kasten yaralama suçuna atıf yapar. Yani fiziksel bir müdahale söz konusudur. İşkence suçu ise, insan onuruyla bağdaşmayan, kişinin bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmasına yol açan her türlü davranışla işlenebilir (manevi müdahaleler dahil). 4) Sistematiklik ve Süreklilik: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/108 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, işkence suçunun en belirgin özelliği, fiillerin ani olarak değil, 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' işlenmesidir. Zor kullanma yetkisinin aşılması suçunda ise fiillerin sistematik olması veya belirli bir sürece yayılması söz konusu değildir, anlık ve ölçüsüz bir güç kullanımı yeterlidir.