Bir boşanma davasında, taraflardan birinin 'haysiyetsiz hayat sürme' (TMK m. 163) iddiasını ispatlamak için tanık deliline başvurulmuştur. Tanığın, 'davalının sürekli gece kulüplerine gittiğini ve farklı kişilerle görüldüğünü' beyan etmesi, bu iddianın ispatı için yeterli midir? Bu beyanın 'görgüye dayalı' olması nasıl sağlanır?
Cevap: Bu beyan, tek başına 'haysiyetsiz hayat sürme' iddiasını ispatlamak için yeterli olmayabilir, ancak önemli bir başlangıç delilidir. Haysiyetsiz hayat sürme, toplumun genel ahlak anlayışına göre süreklilik arz eden ve diğer eş için birlikte yaşamayı çekilmez kılan bir yaşam tarzını ifade eder. Tanığın beyanının hukuki değer kazanması için şu unsurları taşıması gerekir: 1) Görgüye Dayalılık: Tanığın, davalıyı bizzat, birden fazla kez, belirli tarihlerde, belirli gece kulüplerinde ve belirli kişilerle görmüş olması gerekir. 'Gittiğini duydum' demek yetmez. Hakim, 'Ne zaman gördünüz?', 'Hangi mekanda?', 'Kiminle birlikteydi?', 'Bu durum ne kadar sıklıkla yaşandı?' gibi sorularla beyanın görgüye dayanıp dayanmadığını test eder. 2) Süreklilik: Tanığın beyanının, bu yaşam tarzının tek bir olaydan ibaret olmayıp, bir 'süreklilik' arz ettiğini ortaya koyması gerekir. Bir kişinin birkaç kez gece kulübüne gitmesi haysiyetsiz hayat sürme anlamına gelmez. Eğer birden fazla tanık, farklı zamanlarda benzer gözlemlerini tutarlı bir şekilde anlatırsa, bu iddia ispatlanmış sayılabilir.