TCK m. 191/8 uyarınca, uyuşturucu ticareti suçundan açılan bir davada suç vasfının 'kullanma' suçuna dönüştüğünün anlaşılması halinde, mahkemenin HAGB kararı vermesi 'zorunlu' kılınmıştır. Bu zorunluluğun, soruşturma aşamasında savcının erteleme kararı verme zorunluluğu ile olan mantıksal bağlantısı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76900

Cevap: Bu iki zorunluluk arasında doğrudan bir mantıksal bağlantı ve paralellik vardır. TCK m. 191'in amacı, uyuşturucu kullanıcılarını ceza infaz sistemi yerine tedavi ve rehabilitasyon sistemine yönlendirmektir. Soruşturma aşamasında, suçu 'kullanma' olan bir şüpheli, savcının zorunlu erteleme kararıyla bu sisteme otomatik olarak dahil edilir. Ancak, bazen şüphelinin eylemi yanlışlıkla 'ticaret' olarak nitelendirilip hakkında doğrudan dava açılabilir. Eğer mahkeme, yargılama sonunda eylemin aslında 'kullanma' olduğuna kanaat getirirse, şüpheli soruşturma aşamasında yararlanması gereken bu haktan (erteleme ve rehabilitasyon imkanı) mahrum kalmış olur. İşte TCK m. 191/8, bu durumu telafi etmek için getirilmiştir. Mahkemeye HAGB kararı verme zorunluluğu getirerek, soruşturma aşamasında uygulanması gereken sistemin, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından uygulanmasını sağlar. Böylece, suçun vasfının yanlış nitelendirilmesi nedeniyle kişinin kanunun tanıdığı bu özel imkandan mahrum kalmasının önüne geçilir ve kanunun ruhuna uygun bir bütünlük sağlanır.