Boşanma davasında, bir tanığın, taraflardan birinin yakını olması ve diğer tarafla arasında husumet bulunması, bu tanığın beyanlarının mahkeme tarafından değerlendirilmesini nasıl etkiler?
Cevap: Bu durum, tanığın beyanlarının 'güvenilirliği' ve 'objektifliği' konusunda ciddi şüpheler doğurur ve mahkemenin bu beyanları değerlendirirken son derece temkinli olmasını gerektirir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sırf yakın akraba olmak beyanı geçersiz kılmazken, tanığın karşı tarafla arasında bir 'husumet' (düşmanlık) bulunduğunun ispatlanması, beyanın değerini önemli ölçüde düşürür. Husumetli bir tanığın, objektif olmak yerine, intikam veya taraf tutma güdüsüyle gerçeği çarpıtma ihtimali yüksektir. Mahkeme bu durumda şu şekilde bir değerlendirme yapar: 1) Husumetin varlığını ve derecesini araştırır. 2) Tanığın beyanlarının, dosyadaki diğer somut ve tarafsız delillerle (mesajlar, raporlar, diğer husumetsiz tanıkların beyanları) desteklenip desteklenmediğini titizlikle inceler. Eğer husumetli tanığın beyanları, başka hiçbir objektif delille doğrulanmıyorsa, mahkeme bu beyanlara itibar etmeyerek hükme esas almaz. Beyanın delil değeri, husumet nedeniyle oldukça zayıflamıştır.