Vesayet makamının izni olmaksızın yapılan bir işlemde, 'ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişinin' sonradan onama vermesinin işlemi geçerli kılması ile 'ayırt etme gücüne sahip olmayan' bir kısıtlı açısından durum nasıl farklılaşır?
Cevap: Durum temelden farklılaşır. 'Ayırt etme gücüne sahip' olan sınırlı ehliyetsiz bir kısıtlı (örneğin savurganlığı nedeniyle kısıtlanan), hukuki işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumdadır. Bu nedenle kanun, onun vasinin izni olmadan yaptığı bir işleme sonradan 'onama (icazet)' vererek o işlemi geçerli kılma iradesine hukuki bir sonuç bağlamıştır. Bu, onun kısıtlı da olsa iradesine tanınan bir değerdir. 'Ayırt etme gücüne sahip olmayan' bir tam ehliyetsiz (örneğin ileri derecede akıl hastası) ise, yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayamaz. Onun 'onama' veya 'rıza' beyanı hukuken hiçbir anlam ifade etmez ve geçersizdir. Dolayısıyla, ayırt etme gücü olmayan bir kısıtlının, vasinin izinsiz yaptığı bir işleme sonradan 'onay' vermesi, o işlemi kesinlikle geçerli kılmaz. Bu tür bir işlem, ancak vasinin (gerekirse vesayet makamının izniyle) onamasıyla geçerli hale gelebilir.