Yargıtay'ın, bir boşanma davasında akıl hastalığı iddiası bulunan davalı için, mahkemenin öncelikle Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ihbarda bulunarak vasi tayinini sağlaması, ardından davayı vasiye yöneltmesi gerektiğine karar vermesinin (Yargıtay 2. HD Karar: 2019/12487) temelinde hangi usul hukuku ilkesi yatmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76850

Cevap: Bu kararın temelinde, 'taraf ve dava ehliyeti'nin bir dava şartı olması ve 'savunma hakkının kısıtlanmaması' ilkesi yatmaktadır. Taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetidir ve her gerçek kişide bulunur. Dava ehliyeti ise, bir kişinin bir davayı bizzat veya vekili aracılığıyla takip etme ve usuli işlemleri yapma yeteneğidir; bu da fiil ehliyetini gerektirir. Akıl hastalığı nedeniyle fiil ehliyeti olmadığı iddia edilen veya bu durum raporla saptanan bir kişinin, kendi davasını sağlıklı bir şekilde takip etme ve savunma yapma ehliyeti yoktur. Bu durumda, onun adına bu işlemleri yapacak bir yasal temsilciye (vasi) ihtiyaç vardır. Mahkemenin, dava ehliyeti olmayan bir kişiye karşı yargılamayı sürdürmesi, onun en temel hakkı olan savunma hakkını (Anayasa m. 36) ihlal eder. Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin öncelikle bu usuli eksikliği (dava ehliyeti eksikliği) gidermek için vasi atanmasını sağlaması, ardından husumeti vasiye yönelterek yargılamaya devam etmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu, adil yargılanma hakkının bir gereğidir.