Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2019/4033 K. sayılı kararında, mirasın reddi davasında neden hem küçüğe hem de kısıtlıya ayrı ayrı temsil kayyımı atanması gerektiği sonucuna varılmıştır? Bu durumdaki 'menfaat çatışması'nı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76842

Cevap: Karara konu olayda, davacılardan biri kısıtlıdır ve vasisi olarak kardeşi (diğer davacı) atanmıştır. İki kardeş, annelerinin mirasını reddetmek için birlikte dava açmışlardır. Burada iki ayrı menfaat çatışması vardır: 1) Küçüğe İlişkin Menfaat Çatışması: Kararda velayet sahibi anne öldüğü için çocuğun yasal temsilciden yoksun olduğu ve TMK m. 426 gereği bir kayyım atanması gerektiği belirtilmiştir. Bu genel bir temsil eksikliğidir. 2) Kısıtlıya İlişkin Menfaat Çatışması: Kısıtlı olan davacının vasisi, aynı zamanda kendisi de davacı olan kardeşidir. Mirasın reddi, her iki kardeşin de hukuki durumunu etkilemektedir. Vasi olan kardeşin, hem kendi menfaatini (mirası reddetmek) hem de kısıtlının menfaatini (belki de kısıtlı için mirası kabul etmek daha yararlıdır) aynı anda objektif bir şekilde temsil etmesi mümkün değildir. Vasi olarak kendi reddetme iradesi, kısıtlının menfaatiyle çatışabilir. TMK m. 426/2, 'bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışırsa' temsil kayyımı atanmasını öngörür. Bu nedenle Yargıtay, hem yasal temsilcisi olmayan çocuk için hem de vasisiyle menfaat çatışması yaşayan kısıtlı için ayrı ayrı kayyım atanması ve davanın onlara yöneltilmesi gerektiğine karar vermiştir.