Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2012/2533 K. sayılı kararında, fen bilirkişisi olarak görevlendirilen kadastro teknisyeninin, raporu değiştirmek için para istemesi eylemi neden 'rüşvet almaya teşebbüs' değil de, 'yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama' (nüfuz ticareti) suçu olarak nitelendirilmiştir? Karardaki hukuki gerekçeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76800

Cevap: Yargıtay'ın bu nitelemesinin temelinde, istenen menfaatin karşılığındaki eylemin gerçekleşmesinin 'belirsiz ve şarta bağlı' olması yatmaktadır. Rüşvet suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin, görevi dahilindeki belirli bir işi yapması veya yapmaması karşılığında menfaat anlaşması yapması gerekir. Olayda ise sanık, 'hakim yeniden keşif çıkarsın', 'seni tekrar keşfe götürmezse ne olacak' gibi ifadelere muhatap olmuştur. Yani, yeniden keşif yapılıp yapılmayacağı, yapılsa bile sanığın yeniden bilirkişi olarak görevlendirilip görevlendirilmeyeceği belli değildir. Bu belirsizlik, rüşvet suçunun temel unsuru olan 'belirli bir görevin ifası' şartını ortadan kaldırmaktadır. Sanık, bu belirsizliğe rağmen, kendisi rapor düzenlemese bile 'biz birbirimizden haberdarız' diyerek başka bilirkişiler üzerinde nüfuzu olduğunu ima ederek menfaat talep etmiştir. Bu durum, rüşvete değil, yetkili olmadığı veya olup olmayacağı belli olmayan bir iş için nüfuzunu kullanarak yarar sağlama suçuna, yani TCK m. 255'e uymaktadır.