Ergin bir kişinin evlat edinilmesinde, evlat edinenin 'altsoyunun açık muvafakati' (TMK m. 313) neden bir şart olarak aranırken, küçüklerin evlat edinilmesinde böyle bir şart aranmamaktadır? Bu ayrımın hukuki mantığını, altsoyun menfaatleri ve miras hukuku açısından değerlendiriniz.
Cevap: Bu ayrımın temelinde, evlat edinme eyleminin mevcut aile dengeleri ve özellikle miras hukuku üzerindeki etkisi yatar. Küçüklerin evlat edinilmesi, öncelikli olarak çocuğun bakıma ve aileye olan ihtiyacını karşılamaya yönelik bir sosyal koruma kurumudur ve çocuğun üstün yararı her şeyden önce gelir. Bu durumda, mevcut altsoyun (diğer çocukların) muvafakati, çocuğun temel ihtiyacının önüne geçemez. Zaten TMK m. 305/II, evlat edinmenin diğer çocukların yararlarını 'hakkaniyete aykırı biçimde' zedelememesi gerektiğini belirterek bir denge kurmuştur. Erginlerin evlat edinilmesinde ise durum farklıdır. Burada genellikle bakım ihtiyacından çok, manevi bağların resmileştirilmesi veya miras hukuku amaçları ön plana çıkar. Ergin bir kişinin evlat edinilmesi, evlat edinenin altsoyunun (diğer çocuklarının) miras paylarını doğrudan etkileyecek ve azaltacaktır. Bu durum, aile içinde ciddi uyuşmazlıklara yol açabilir. Kanun koyucu, bu potansiyel çatışmayı önlemek ve mevcut mirasçıların haklarını korumak amacıyla, onların bu hukuki işleme 'açık muvafakatini' şart koşmuştur. Yani ergin evlat edinmede mirasçıların menfaati, küçüklerin evlat edinilmesindeki çocuğun korunma ihtiyacına göre daha fazla gözetilmiştir.