Boşanma davasında tanık beyanlarının hükme esas alınabilmesi için 'görgüye dayalı bilgi' şartı neden aranmaktadır? Bir tanığın, 'davacı bana eşinin kendisine hakaret ettiğini anlattı' şeklindeki beyanı ile 'davacı bana ağlayarak geldi, yüzündeki morlukları gösterdi ve eşinin dövdüğünü söyledi' şeklindeki beyanı arasında ispat gücü açısından nasıl bir fark vardır?
Cevap: 'Görgüye dayalı bilgi' şartı, tanıklığın güvenilirliğini ve objektifliğini sağlamak için aranır. Yargılama, varsayımlar veya dedikodular üzerine değil, somut, doğrulanabilir olgular üzerine kurulur. Tanığın doğrudan görmediği, duymadığı, sadece taraflardan birinin aktarımıyla öğrendiği olaylar 'duyuma dayalı'dır ve ispat gücü yoktur. Çünkü bu, taraf beyanının tanık ağzıyla tekrarından ibarettir. İlk örnekte ('hakaret ettiğini anlattı'), tanık olayın kendisine değil, olayın anlatımına tanıktır. Bu beyan, hakaretin yapılıp yapılmadığını ispatlamaz ve hükme esas alınamaz. İkinci örnekte ise tanık, 'yüzdeki morlukları' kendi gözleriyle görerek somut bir olguya tanıklık etmektedir. Bu, görgüye dayalı bir bilgidir. Eşinin dövdüğünü söylemesi kısmı duyuma dayalı olsa da, bu beyan tanığın bizzat gördüğü morluklarla birleştiğinde bir bütün olarak değerlendirilir ve mahkeme nezdinde delil değeri kazanır. İlk beyanın delil değeri yokken, ikinci beyan önemli bir delildir.