İnfaz Kanunu Geçici m.10/4 uyarınca yükümlülüğe tabi olmaksızın denetimli serbestlikten yararlanan bir hükümlü hakkında, yeni bir ilamından dolayı yakalama emri çıkarılmış, ancak hükümlü henüz yakalanmamıştır. Bu durumda, hükümlünün mevcut denetimli serbestlik dosyasının kapatılması hukuken mümkün müdür? Metindeki lehe ve aleyhe görüşleri Anayasa m.13 çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76731

Cevap: Metinde bu konuda iki farklı görüş sunulmaktadır. Aleyhe görüş, yakalama emri ile aranan bir kişinin aynı anda başka bir cezasını infaz ediyor sayılmasının infaz mantığına aykırı olduğunu, bu durumun infazdan kaçmayı teşvik edeceğini ve yakalama emri çıkarıldığı anda denetimli serbestlik dosyasının kapatılması gerektiğini savunmaktadır. Lehe görüş ise, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m. 87/3'ün lafzında açıkça 'ceza infaz kurumuna alınma' şartının arandığını, kanun ve yönetmelikte açıkça sayılmayan bir sebeple, yorum yoluyla hükümlü aleyhine bir sonuca varılamayacağını belirtmektedir. Anayasa m. 13, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlanabileceğini öngörür. Hükümlünün denetimli serbestlik süresini kısaltarak cezaevinde geçireceği süreyi uzatacak bir işlem olan dosyanın kapatılması, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına bir müdahaledir. Bu müdahalenin açık bir kanuni dayanağı olmalıdır. Yönetmelik m. 87/3'ün açık hükmü karşısında, hükümlü fiilen cezaevine alınmadan dosyasının kapatılması, Anayasa m. 13'teki 'kanunilik' ilkesine ve 'hükümlü lehine yorum' ilkesine aykırı bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Metin, açık yasal düzenleme olmadan hükümlü aleyhine yorum yapılmaması gerektiğini savunarak lehe görüşü desteklemektedir.