Anlaşmalı boşanma protokolünde 'tarafların birbirlerinden mal rejiminin tasfiyesine ilişkin herhangi bir alacak talebi yoktur' şeklinde bir ifadenin yer alması, boşanma kesinleştikten sonra mal rejimi davası açılmasına engel teşkil eder mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/335 E. sayılı kararı ışığında, bu tür bir ifadenin geçerlilik koşullarını tartışınız.
Cevap: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/335 E., 2022/850 K. sayılı kararına göre, bu tür bir ifadenin mal rejimi davası açmaya engel olup olmaması, ifadenin açıklığına bağlıdır. Protokoldeki ifadenin 'hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta' olması gerekir. 'Maddi-manevi tazminat ve nafaka dışında birbirimizden başkaca bir talebimiz yoktur' gibi genel, soyut, muğlak ve yoruma açık ifadeler, mal rejiminden kaynaklanan alacaklardan da feragat edildiği anlamına gelmez. Çünkü boşanmanın mali sonuçları kavramı kural olarak tazminat ve nafakayı kapsar, mal rejiminin tasfiyesi ayrı bir hukuki kurumdur. Taraflar mal rejiminin tasfiyesinden de feragat etmek istiyorlarsa, protokolde 'mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı, değer artış payı alacağı gibi tüm hak ve alacaklardan' açıkça ve ayrıca feragat ettiklerini belirtmelidirler. Aksi takdirde, genel ifadeler mal rejimi davası açmaya engel teşkil etmez.