7440 sayılı Kanun'un getirdiği ek vergi, Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan 'verginin mali güce göre alınması' ilkesi açısından nasıl bir sorun teşkil edebilir? 2022'de zarar eden veya çok az kar eden bir mükellefin de bu vergiye tabi olması bu ilkeyle çelişir mi?
Bu düzenleme, 'verginin mali güce göre alınması' ilkesiyle ciddi şekilde çelişebilir. Anayasa'nın 73. maddesi, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere 'mali gücüne göre' vergi ödemekle yükümlü olduğunu belirtir. Mali güç, kişilerin ekonomik durumlarını, yani gelir, servet ve harcama kapasitelerini yansıtan bir kavramdır. Ek vergi, 2022 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen ve indirim konusu yapılan 'istisna ve indirim tutarları' üzerinden alınmaktadır. Bu, verginin matrahının doğrudan doğruya 'kar' veya 'gelir' olmadığı anlamına gelir. Bir kurum, 2022 yılında yaptığı yatırımlar veya yararlandığı teşvikler nedeniyle yüksek tutarda indirim ve istisnaya sahip olabilir, ancak buna rağmen yılı zararla veya çok düşük bir karla kapatmış olabilir. Bu durumda, kurumun 2022 yılı için fiili bir 'mali gücü' veya ödeme kapasitesi olmamasına rağmen, geçmişte yararlandığı bir istisna nedeniyle ek vergi ödemek zorunda kalacaktır. Bu, verginin, mükellefin gerçek ekonomik ve ödeme gücünden kopuk, yapay bir matrah üzerinden alınması anlamına gelir. Bu durum, mali güce göre vergilendirme ilkesinin lafzına ve ruhuna açıkça aykırıdır ve bir nevi servet vergisi niteliği taşıyarak Anayasal eleştiriye açıktır.