Boşanma davasında, tarafların dilekçelerinde tanık deliline dayanmış olmalarına rağmen, mahkemenin ön inceleme duruşmasında tanıklarını bildirmeleri için kesin süre vermeden veya bu hususu sormadan tahkikat aşamasına geçmesi, nasıl bir usuli hata teşkil eder?
Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) amir hükümlerine ve 'hukuki dinlenilme hakkı'na (HMK m. 27) aykırı, ciddi bir usuli hatadır. HMK m. 140/5, 'Ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi için gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir' hükmünü içerir. Tanık delili de bu kapsamdadır. Taraflar dilekçelerinde tanık deliline dayandıklarını belirtmişlerse, hakimin ön inceleme duruşmasında bu delillerini (tanık listesi ve dinlenmelerini istedikleri vakıalar) sunmaları için taraflara kesin süre vermesi zorunludur. Hakim, bu usuli işlemi atlayarak doğrudan tahkikat aşamasına geçerse, tarafların en temel ispat araçlarından birini kullanma hakkını ellerinden almış olur. Bu, adil yargılanma hakkının bir parçası olan hukuki dinlenilme hakkının ve ispat hakkının (HMK m. 189) ihlalidir. Böyle bir usuli hatayla verilen karar, üst mahkeme (bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay) tarafından bozulur ve dosya, eksikliğin giderilmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderilir.