Boşanma davasında tanık olarak dinlenen bir kişinin, taraflarla husumetli olması, tanıklığının geçersiz sayılması için yeterli midir? Mahkeme, husumetli bir tanığın beyanını değerlendirirken hangi kriterlere dikkat etmelidir?
Hayır, bir tanığın taraflardan biriyle husumetli olması, tanıklığının otomatik olarak geçersiz sayılması için tek başına yeterli değildir. Husumet, tanığın beyanının güvenilirliğini ve objektifliğini etkileyebilecek önemli bir faktördür, ancak bu bir 'tanıklığa engel' hali değildir. Mahkeme, husumetli tanığı dinlemekten kaçınamaz, ancak beyanını değerlendirirken son derece dikkatli ve ihtiyatlı olmalıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, husumetli tanık beyanlarına dayanılarak tek başına hüküm kurulamaz. Mahkeme, husumetli tanığın beyanını değerlendirirken şu kriterlere dikkat etmelidir: 1) Beyanın Diğer Delillerle Desteklenmesi: Tanığın beyanı, dosyada bulunan başka objektif ve somut delillerle (mesaj kaydı, fotoğraf, belge, diğer tarafsız tanıkların beyanları) destekleniyor mu? 2) Beyanın İç Tutarlılığı ve Mantıksallığı: Tanığın anlattıkları kendi içinde çelişkili mi, hayatın olağan akışına uygun mu? 3) Husumetin Niteliği: Tanık ile taraf arasındaki husumetin derecesi ve kaynağı nedir? Bu husumet, tanığın gerçeği çarpıtmasını gerektirecek kadar derin mi? Hakim, bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra, eğer tanığın beyanları dosyadaki diğer güçlü delillerle örtüşüyorsa, bu beyana 'yan delil' olarak itibar edebilir. Ancak, sadece husumetli tanığın soyut ve desteklenmeyen beyanlarına dayanarak karar vermesi, bozma nedeni olacaktır.