Vesayet davasında, birden fazla vasi atanması (TMK m. 413/2) hangi durumlarda gündeme gelebilir? Birlikte atanan vasilerin sorumluluğu nasıl bir hukuki nitelik taşır?
TMK m. 413/2, 'Gereken hâllerde birden çok vasi atanabilir' diyerek bu imkanı tanımıştır. Birden fazla vasi atanması, genellikle vesayet altındaki kişinin kişisel bakımı ile malvarlığının yönetiminin farklı uzmanlık veya beceriler gerektirdiği durumlarda gündeme gelir. Örneğin, vesayet altındaki kişinin hem sürekli tıbbi bakıma ihtiyacı olması hem de yönetilmesi gereken büyük bir ticari işletmesi bulunması durumunda, mahkeme kişisel bakım için bir yakınını, malvarlığı yönetimi için ise bir mali müşaviri veya avukatı birlikte vasi olarak atayabilir. Bu şekilde, görevler arasında bir uzmanlaşma ve iş bölümü sağlanarak kısıtlının menfaatlerinin daha iyi korunması amaçlanır. Birlikte atanan vasilerin sorumluluğu, TMK m. 413/2'nin son cümlesinde özel olarak düzenlenmiştir: 'Bunlar, görevlerini, ancak birlikte kullanırlar; fakat, gecikmesinde tehlike olan hâllerde her biri tek başına işlem yapabilir. Vasilerden birinin ihmali ile vesayet altındaki kimse zarara uğrarsa, diğerleri de müteselsilen sorumlu olurlar.' Bu hükme göre, birlikte vasilerin sorumluluğu 'müteselsil sorumluluk'tur. Yani, vasilerden birinin kusurlu bir ihmaliyle kısıtlı zarara uğrarsa, zarar gören kısıtlı, zararının tamamını vasilerden herhangi birinden talep edebilir. Bu, vasilerin birbirlerini denetleme ve kontrol etme yükümlülüğünü pekiştiren, kısıtlıyı korumaya yönelik ağır bir sorumluluk rejimidir.