Boşanma davasında, tarafların ikisinin de velayeti talep etmediği, ancak çocuğun babaannesinin velayetin veya vasiliğin kendisine verilmesini istediği bir durumda, mahkeme babaanneyi doğrudan vasi olarak atayabilir mi? Bu durumda izlenmesi gereken usul nedir? (Yargıtay 2. HD, 2017/6592 K. kararı ışığında)
Mahkeme, bu durumda babaanneyi doğrudan vasi olarak atayamaz. Boşanma davasına bakan Aile Mahkemesi'nin görevi, velayeti düzenlemektir, vasi atamak değildir. Vasi atama görevi, Sulh Hukuk Mahkemesi'ne (vesayet makamı) aittir. Metinde yer alan Yargıtay 2. HD, 2017/6592 K. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Anne ve babanın velayet görevini yerine getiremediği veya istemediği durumlarda, çocuk yasal bir temsilciden yoksun kalır. Yargıtay'ın da vurguladığı gibi, bu durumda öncelikle çocuğun menfaatlerini korumak için bir temsilci atanması gerekir. İzlenmesi gereken usul şudur: Aile Mahkemesi, anne ve babanın velayet görevini yerine getiremeyeceğine karar vererek velayetin her ikisinden de kaldırılmasına hükmeder. Aynı zamanda, çocuğa bir vasi atanması için durumu yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi'ne bildirir. Babaannenin talebi, boşanma davasında değil, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülecek olan vasi atama sürecinde değerlendirilir. Sulh Hukuk Mahkemesi, babaannenin vasiliğe ehil olup olmadığını araştırır ve uygun görürse onu vasi olarak atar. Ayrıca, Yargıtay kararında belirtildiği gibi, velayetin kaldırılması davasında, anne ile çocuk arasında menfaat çatışması olabileceğinden, çocuğun davada bir 'kayyım' tarafından temsil edilmesi de gerekebilir.