Boşanma davasında, idrak çağındaki (12) yaşındaki erkek çocuğun velayeti konusunda, anne ve babanın velayet görevini yerine getirme potansiyelleri eşit ise, çocuğun cinsiyetinin ve bu yaştaki bir erkek çocuğun baba modeline ihtiyaç duyacağı argümanının, velayet kararındaki ağırlığı ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76654

Anne ve babanın velayet koşullarının eşit olduğu bir durumda, çocuğun cinsiyeti ve rol model ihtiyacı, velayet kararında dikkate alınabilecek 'tali' (ikincil) bir faktör olabilir, ancak tek başına belirleyici olmamalıdır. Temel ilke her zaman 'çocuğun üstün yararı'dır. Metinde yer alan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararının karşı oyunda belirtildiği gibi, 'kız çocuğunun annelik kimliğini tanıması... annenin velayeti altında bulunması üstün yararıdır' şeklindeki argümanlar, Yargıtay tarafından dahi mutlak bir kural olarak kabul edilmemektedir. 12 yaşındaki bir çocuğun hem anne hem de baba figürüne ihtiyacı vardır. Çocuğun velayetinin babaya verilmesi, annesiyle olan ilişkisini zayıflatmamalı; anneye verilmesi de babasıyla olan ilişkisini koparmamalıdır. Bu nedenle, mahkeme öncelikle çocuğun kendi tercihini dinlemelidir. 12 yaşındaki bir çocuğun kendi isteği, diğer tüm faktörler eşitken, en belirleyici unsur olacaktır. Eğer çocuk babasıyla kalmak istediğini ifade ederse ve babanın velayet görevine bir engeli yoksa, velayet babaya bırakılabilir. Çocuğun cinsiyeti ve rol model ihtiyacı, ancak çocuğun kendi beyanıyla veya uzman raporlarıyla desteklendiğinde anlamlı bir kriter haline gelir. Tek başına soyut bir 'erkek çocuk babayla kalmalı' argümanı, modern velayet hukuku anlayışıyla bağdaşmaz.