7440 sayılı Kanun'un getirdiği ek vergi düzenlemesine karşı Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması halinde, Mahkeme'nin 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesi ile 'kamu yararı' (deprem sonrası finansman ihtiyacı) arasında nasıl bir denge kurması beklenir? Hangi ilkenin ağır basması daha olasıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76643

Bu durumda Anayasa Mahkemesi'nin iki temel Anayasal değeri dengelemesi gerekir. Bir yanda Anayasa m.2'de düzenlenen hukuk devleti ilkesinin temel unsurlarından olan 'kanunların geriye yürümezliği' ve 'hukuki güvenlik'; diğer yanda Anayasa m.35 ve m.73'te ifadesini bulan 'kamu yararı' ve devletin vergilendirme yetkisi. Anayasa Mahkemesi'nin geçmiş kararlarına bakıldığında (örn: metindeki 2010/93 E. ve 2010/7 E. sayılı kararlar), 'hukuki güvenlik' ve 'öngörülebilirlik' ilkelerine büyük önem atfettiği görülmektedir. Mahkeme, özellikle tamamlanmış hukuki durumlara etki eden 'gerçek geriye yürüme' hallerini Anayasa'ya aykırı bulma eğilimindedir. Deprem sonrası finansman ihtiyacı şüphesiz çok önemli bir kamu yararıdır. Ancak, bu kamu yararının gerçekleştirilmesi için seçilen yöntemin de Anayasa'nın diğer temel ilkelerini ihlal etmemesi gerekir. Hukuki güvenlik, hukuk devletinin vazgeçilmez bir unsurudur. Kamu yararı gerekçesiyle bu ilkenin tamamen göz ardı edilmesi, Anayasa'nın bütünlüğünü zedeler. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi'nin, kamu yararını meşru bir amaç olarak kabul etmekle birlikte, bu amaca ulaşmak için seçilen aracın (geriye dönük vergilendirmenin) hukuki güvenlik ilkesini orantısız bir şekilde ihlal ettiğine karar vererek 'kanunların geriye yürümezliği' ilkesini daha ağır bastırması daha olası bir sonuçtur. Devletin, geleceğe yönelik başka vergi araçları veya borçlanma yöntemleriyle de kamu yararını gerçekleştirebileceği argümanı bu dengelemede etkili olacaktır.