Boşanma davasında, taraflardan birinin diğerinin zina (aldatma) eylemini ispatlaması, çocuğun velayetinin aldatan eşe verilmesine mutlak bir engel teşkil eder mi? Velayet kararında 'sadakat yükümlülüğünün ihlali' ile 'velayet görevinin gerekleri' arasındaki ilişki nasıl kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76638

Hayır, zina (aldatma) eyleminin ispatlanması, velayetin aldatan eşe verilmesine mutlak bir engel teşkil etmez. Boşanma davalarında velayet düzenlenirken temel ve mutlak kriter, 'çocuğun üstün yararı'dır. Eşlerin boşanmadaki kusur durumları, velayet kararını doğrudan belirlemez. Mahkeme, velayet kararını verirken, eşlerin 'eş' olarak birbirlerine karşı kusurlarını değil, 'ebeveyn' olarak çocuklarına karşı tutum ve sorumluluklarını değerlendirir. Sadakat yükümlülüğünün ihlali olan zina, eşler arasındaki bir kusurdur. Bu kusurun velayet kararına etki edebilmesi için, çocuğun üstün yararını olumsuz yönde etkilediğinin ispatlanması gerekir. Örneğin, aldatma eyleminin çocuğun gözü önünde yaşanması, eve yabancı kişilerin getirilmesi, bu durumun çocuğun ahlaki ve psikolojik gelişimini olumsuz etkilemesi veya aldatan eşin bu yaşam tarzı nedeniyle çocuğun bakım ve gözetimini ihmal etmesi gibi durumlarda, bu kusurlu davranış velayet kararına etki edebilir. Ancak, aldatma eylemi çocuğun hayatına ve gelişimine yansımıyorsa ve aldatan eş iyi bir anne veya baba ise, sırf aldatmış olduğu için velayetten mahrum bırakılmaz. Kısacası, mahkeme sadakat yükümlülüğünün ihlali ile velayet görevinin gerekleri arasında bir bağ kurmalı; kusurlu davranışın çocuğa somut bir zarar verip vermediğini araştırmalıdır.