TCK m.125/3-b'de düzenlenen nitelikli halin uygulanabilmesi için mağdurun belirli bir sıfata sahip olması gerekir mi? Bir siyasi parti ilçe başkanına, parti kimliğinden bağımsız kişisel bir nedenle hakaret edilmesi durumunda bu fıkra uygulanabilir mi?
Hayır, TCK m.125/3-b'nin uygulanabilmesi için mağdurun belirli bir sıfata (milletvekili, din adamı, dernek başkanı vb.) sahip olması gerekmez. Bu fıkra, herkesin sahip olduğu 'dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklama' özgürlüğünü korur. Önemli olan, hakaretin mağdurun kimliğine veya sıfatına değil, bu sayılan değerleri açıklaması, yayması veya bunlara uygun davranması 'sebebiyle' yapılmış olmasıdır. Yani hakaret ile mağdurun düşünce açıklaması arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Sorudaki örnekte, bir siyasi parti ilçe başkanına, sırf bu sıfatından dolayı değil de aralarındaki bir alacak-verecek meselesi gibi kişisel bir nedenle hakaret edilmesi durumunda TCK m.125/3-b uygulanmaz. Çünkü hakaretin nedeni, mağdurun siyasi kimliği veya düşüncelerini açıklaması değildir. Metinde yer alan Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/2220 K. sayılı kararında da, siyasi parti kadın kolları başkanına yönelik hakaretin, 'siyasi görüşüne yönelik tahkir kastının bulunmadığı' gerekçesiyle bu fıkra kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda fiil, basit hakaret (TCK m.125/1) olarak kabul edilir.