Vesayet organları olan 'vasi' ile 'kayyım' arasındaki temel işlevsel fark nedir? Hangi durumlarda vasi, hangi durumlarda kayyım atanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76617

Vasi ve kayyım, her ikisi de vesayet organı olmasına rağmen aralarında temel işlevsel farklar bulunur. Bu fark, temsil yetkisinin kapsamı ve sürekliliğinden kaynaklanır. 1) Vasi: Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının hem kişiliği hem de malvarlığı ile ilgili 'bütün menfaatlerini korumak' ve 'tüm hukuki işlemlerde onu temsil etmekle' yükümlüdür (TMK m. 403). Vasilik, genel ve sürekli bir temsil yetkisi verir. Vasi, vesayet durumu ortadan kalkana kadar görevine devam eder. Vasi, TMK'da sayılan küçüklük veya kısıtlılık (akıl hastalığı, savurganlık, hapis vb.) gibi genel ve sürekli koruma gerektiren hallerde atanır. 2) Kayyım: Kayyım ise, vasiden farklı olarak, sadece 'belirli işleri görmek' veya 'malvarlığını yönetmekle' yükümlüdür (TMK m. 403). Kayyımlık, belirli bir iş veya durumla sınırlı, geçici bir temsil yetkisidir. İlgili iş görüldüğünde veya durum ortadan kalktığında kayyımın görevi sona erer. Örneğin, bir davada tarafların menfaatleri çatıştığında mahkemenin o dava için bir 'temsil kayyımı' ataması (TMK m. 426) veya belirli bir malvarlığının yönetimi için 'yönetim kayyımı' atanması (TMK m. 427) gibi durumlarda kayyım atanır. Kısacası vasi, genel ve sürekli; kayyım ise özel ve geçici bir temsil yetkisine sahiptir.