Kısıtlama kararı kesinleştikten sonra bu kararın ilanı (TMK m. 410) neden önemlidir ve bu ilanın iyiniyetli üçüncü kişiler üzerindeki etkisi nedir? Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümlerin saklı tutulması ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76616

Kısıtlama kararının ilanı, hukuki işlem güvenliğini sağlamak ve üçüncü kişileri korumak açısından hayati öneme sahiptir. Kısıtlanan kişi (sınırlı ehliyetsiz), kural olarak yasal temsilcisinin (vasi) rızası olmadan borç altına giremez. Kararın, kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilmesiyle, işlem yaptığı üçüncü kişilerin 'kısıtlı olduğunu bilmiyordum' şeklinde bir iyiniyet iddiasında bulunmaları engellenir. TMK m. 410/2'ye göre, 'Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez.' Yani, kısıtlama kararı verilmiş ancak henüz ilan edilmemişse, bu durumu bilmeyen ve bilebilecek durumda olmayan iyiniyetli bir üçüncü kişinin kısıtlıyla yaptığı işlem geçerli kabul edilebilir. İlan yapıldıktan sonra ise artık kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Maddenin son cümlesindeki 'Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır' ifadesi ise, eğer kısıtlı işlem yaptığı sırada fiil ehliyetinin temel unsuru olan ayırt etme gücüne sahip değilse (örneğin ağır bir akıl hastalığı nöbeti geçiriyorsa), yaptığı işlemin ilandan önce veya sonra olmasına bakılmaksızın mutlak butlanla (kesin hükümsüzlükle) geçersiz olacağını ifade eder (TMK m. 15). Yani ilan, sadece sınırlı ehliyetsizlik durumunda iyiniyeti korurken, tam ehliyetsizlik halinde bir koruma sağlamaz.