Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığı üzerindeki tasarruflarında, 'vesayet makamının izni' ile 'denetim makamının izni' gerektiren durumlar arasındaki temel fark nedir? Mirasın kabulü veya reddi hangi makamın iznini gerektirir ve bu iznin alınmamasının hukuki sonucu ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76588

Türk Medeni Kanunu'nda vesayet organları, vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) ve denetim makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi) olarak iki kademeli bir denetim sistemi öngörmüştür. Bazı işlemler sadece vesayet makamının iznini gerektirirken, daha önemli ve riskli işlemler hem vesayet makamının hem de denetim makamının iznini gerektirir. Temel fark, işlemin vesayet altındaki kişinin malvarlığı ve kişiliği üzerindeki etkisinin ağırlığıdır. Metinde belirtilenlere göre, taşınmazların alım satımı, rehin edilmesi gibi işlemler vesayet makamının (Sulh Hukuk) iznini gerektirir. Ancak 'mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması' gibi daha önemli ve geri dönülemez sonuçlar doğurabilecek işlemler, metinde de sayıldığı üzere, hem vesayet makamının izninden sonra hem de denetim makamının (Asliye Hukuk) iznini gerektirir. Bu çift katmanlı izin, kısıtlının menfaatlerinin azami düzeyde korunmasını amaçlar. Gerekli izinler alınmadan vasi tarafından yapılan bir miras reddi işlemi, kısıtlıyı bağlamaz ve hukuken geçersizdir. Bu işlem, askıda hükümsüz olup, sonradan icazet verilerek geçerli hale getirilebilir veya kısıtlı ehliyetini yeniden kazandığında kendisi tarafından onaylanmadıkça geçersiz kalır.