Yargıtay temyiz incelemesi sırasında, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü bozarken, bu hükme bağlı olarak verilen müsadere kararını 'düzeltilerek onama' yoluyla kesinleştirebilir mi? Hükmün bir bütün olarak ortadan kalkması ilkesi ile müsadere kararının bağımsız niteliği arasındaki ilişkiyi tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76581

Bu konu, metinde de analiz edildiği gibi uygulamada tereddüt yaratan karmaşık bir sorundur. Kural olarak, temyizde bir hüküm bozulduğunda, o hüküm tüm unsurları ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkar. Müsadere kararı da hükmün bir parçası olduğu için, esasa ilişkin mahkumiyet kararı bozulduğunda, buna bağlı olarak verilen müsadere kararının da bozma kapsamında kalması ve ilk derece mahkemesince yeniden değerlendirilmesi gerekir. Yargıtay'ın mahkumiyet hükmünü bozup, aynı karardaki müsadere hükmünü onaması veya düzeltilerek onaması, hükmün bütünlüğünü bozar ve derece mahkemesinin direnme hakkını engelleyebilir. Ancak bu kuralın istisnaları olabilir. Metinde de belirtildiği gibi, 'müsadere kararı yargılama konusu suça bağlı olarak verilmemişse ve bu suçla doğrudan ilişkili olmayıp, birbirlerinden ayrıştırılması mümkünse', Yargıtay'ın kısmi bozma-kısmi onama yapması düşünülebilir. Örneğin, sanık bir suçtan beraat etmiş ancak üzerinde bulundurduğu ve davayla ilgisiz olan ruhsatsız bir silahın müsaderesine karar verilmişse, beraat kararı bozulurken müsadere kararı onanabilir. Fakat müsadere, doğrudan bozmaya konu suçun işlenmesinde kullanılan bir eşyaya (örn: kaçakçılıkta kullanılan araç) ilişkin ise, mahkumiyet kararı bozulduğunda müsadere kararı da onun akıbetine tabi olmalı ve bağımsız olarak onanamamalıdır. Yargıtay'ın CMK m.303 kapsamındaki düzeltme yetkisi de, kural olarak, esasa ilişkin hükmün bozulmadığı veya kanunda sayılan sınırlı hallerde esasa hükmedildiği durumlar için geçerlidir.