Yatay geçiş işleminin 'yokluk' ile malul olduğunun iddia edilmesi, idare hukuku açısından ne anlama gelir ve bu iddianın kabul edilmesi için hangi düzeyde bir sakatlık gerekir? 'Yetki tecavüzü' ile 'yetki gaspı' arasındaki fark yokluk iddiası açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76549

Bir idari işlemin 'yokluk' ile malul olduğunun iddia edilmesi, o işlemin hukuk düzeninde hiç doğmamış, varlık kazanmamış sayılması gerektiğini iddia etmektir. Bu, en ağır hukuki sakatlık halidir ve işlemin başından beri hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı, herkes tarafından her zaman ileri sürülebileceği ve hakimin re'sen dikkate alması gerektiği anlamına gelir. Bu iddianın kabul edilebilmesi için, işlemin kurucu unsurlarındaki sakatlığın çok ağır ve bariz olması gerekir. Metinde de belirtildiği gibi, 'yetki gaspı' tipik bir yokluk sebebidir. 'Yetki tecavüzü' ile 'yetki gaspı' arasındaki fark burada kritik öneme sahiptir: - Yetki Tecavüzü: İdare teşkilatı içinde yer alan bir makamın, başka bir idari makamın görev alanına giren bir konuda işlem yapmasıdır. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Sağlık Bakanlığı'nın yetkisindeki bir konuda karar alması. Yetki tecavüzü, kural olarak yokluk değil, işlemin iptalini gerektiren bir hukuka aykırılık sebebidir. - Yetki Gaspı: İdare teşkilatı dışında olan bir kişinin veya yasama/yargı gibi başka bir devlet fonksiyonuna ait bir organın idari işlem yapmasıdır. Örneğin, bir vatandaşın kendisini vali gibi tanıtarak bir kararname imzalaması. Yetki gaspı, işlemin en temel kurucu unsuru olan 'idare tarafından yapılma' şartını ortadan kaldırdığı için, bu işlem yok hükmündedir. Dolayısıyla, yatay geçişte ağır bir yetki tecavüzü iptal nedeni olurken, ancak yetki gaspı düzeyinde bir sakatlık (örn: üniversiteyle ilgisi olmayan birinin kayıt yapması) yokluk sonucunu doğurabilir.