Anayasa Mahkemesi'nin 2010/93 E. sayılı kararında, yatırım indirimi istisnasını sonradan sınırlayan yasal düzenlemeyi iptal ederken dayandığı temel anayasal ilkeler nelerdir? Bu kararın 'kazanılmış hakların korunması' ilkesiyle ilişkisini kurunuz.
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararında dayandığı temel anayasal ilkeler, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin alt unsurları olan 'hukuki güvenlik', 'hukuki istikrar' ve 'öngörülebilirlik' ilkeleridir. Kararda, mükelleflerin, yatırım yaptıkları tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine güvenerek belirli bir yatırım indirimi istisnasından yararlanma beklentisi içine girdikleri vurgulanmıştır. Sonradan çıkarılan bir kanunla, bu beklentinin ve yararlanma hakkının geriye dönük olarak sınırlandırılması, kişilerin devlete olan güvenini sarsan ve hukuki durumu öngörülemez hale getiren bir müdahaledir. Bu durum, 'kazanılmış hakların korunması' ilkesiyle yakından ilişkilidir. Her ne kadar vergi hukukunda mutlak anlamda bir kazanılmış haktan söz etmek zor olsa da, belirli bir kanuna güvenerek yatırım yapan ve o kanunun sağladığı teşvikten yararlanma hakkını elde eden bir mükellefin bu hakkının, sonradan keyfi bir şekilde elinden alınması, en azından 'haklı beklentinin' veya 'beklenti hakkının' ihlali anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi de bu kararıyla, kişilerin mevcut yasalara güvenerek giriştikleri ekonomik faaliyetlerden doğan haklarının ve beklentilerinin, sonradan çıkarılan ve aleyhe sonuç doğuran düzenlemelerle ortadan kaldırılamayacağını, bunun hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriyle bağdaşmayacağını hüküm altına almıştır.