Yatay geçiş yapan bir öğrencinin, geçiş için aranan 'aktif öğrenci olma' şartını taşımadığı sonradan tespit edilmiştir. Bu durumun, idarenin 'yeterli inceleme yapma' yükümlülüğü ile öğrencinin 'dürüstlük kuralına' uygun davranma yükümlülüğü açısından değerlendirmesini yapınız. Danıştay bu tür durumlarda hangi tarafın yükümlülüğünü daha ağır basar bulmaktadır?
Bu durum, hem idarenin hem de öğrencinin yükümlülüklerinin çatıştığı bir alandır. İdarenin (üniversitenin), başvuru belgelerini incelerken öğrencinin 'aktif öğrenci' olup olmadığını kontrol etme, yani 'yeterli inceleme yapma' yükümlülüğü vardır. Öğrencinin ise başvuru yaparken doğru ve eksiksiz bilgi verme, yani 'dürüstlük kuralına' (MK m.2) uygun davranma yükümlülüğü vardır. Danıştay, bu tür durumlarda genellikle öğrencinin yükümlülüğünü daha ağır basar bulmaktadır. 'Aktif öğrenci olma' şartı, yatay geçişin en temel ve kurucu şartlarından biridir. Bu şartı taşımayan bir kişinin başvuruda bulunması, en iyi ihtimalle ağır bir ihmal, kötü ihtimalle ise 'gerçek dışı beyan' veya 'hile' olarak nitelendirilebilir. Metindeki Danıştay kararlarında (örn: D. 8. D., 2019/1007 E.) idarenin yeterli inceleme yapmamasından kaynaklanan hatalarda öğrenci lehine karar verilebildiği görülse de, bu durum genellikle öğrencinin hatanın oluşumunda hiçbir kusurunun olmadığı haller için geçerlidir. Ancak, öğrencinin kendisinin en iyi bilmesi gereken bir statü (aktif öğrenci olup olmadığı) hakkında yanlış bilgi vermesi, durumu kendi lehine çeviremez. Bu, 'hiç kimse kendi kusurundan hak çıkaramaz' genel hukuk ilkesinin bir yansımasıdır. Bu nedenle Danıştay, bu tür temel şartlardaki eksiklikleri 'açık hata' olarak kabul edip, idarenin inceleme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasını, öğrencinin temel şartı taşımaması karşısında ikincil bir hata olarak görmektedir.