Askeri Ceza Kanunu m. 59/3, milli savunma vasıtalarını tahrip suçunun nitelikli hali olarak 'fiilin seferberlikte yapılmış olması' veya 'Devletin harp hazırlıklarını... tehlikeye koymuş olması'nı düzenlemiştir. Bu iki hal arasındaki fark nedir ve 'tehlikeye koyma' kriteri nasıl bir somut tehlikeyi ifade eder?
Bu iki hal, suçun işlendiği zaman ve yarattığı sonuç açısından birbirinden ayrılır. 1) Fiilin Seferberlikte Yapılmış Olması: Bu, objektif bir zaman kriteridir. Eğer suç, ülkenin resmi olarak seferberlik ilan ettiği bir dönemde işlenmişse, bu nitelikli hal başka bir şarta bakılmaksızın doğrudan uygulanır. Suçun ayrıca bir tehlike yaratıp yaratmadığına bakılmaz. Seferberlik halinin kendisi, ülkenin savunma hassasiyetinin en üst düzeyde olması nedeniyle, bu dönemde işlenen fiili ağırlaştırıcı bir sebep olarak kabul edilmiştir. 2) Devletin Harp Hazırlıklarını Tehlikeye Koymuş Olması: Bu ise, suçun yarattığı sonuca (neticenin tehlikesine) odaklanan bir kriterdir. Fiilin barış zamanında işlenmiş olması mümkündür. Önemli olan, işlenen fiilin (örneğin bir mühimmat deposunun veya bir askeri haberleşme sisteminin tahrip edilmesi) somut bir şekilde Devletin savaşa hazırlanma kapasitesini, savaş gücünü veya askeri operasyon kabiliyetini tehlikeye düşürmesidir. 'Tehlikeye koyma' kriteri, soyut bir tehlikeyi değil, 'somut bir tehlike'yi ifade eder. Yani, yapılan eylemin, ülkenin savunma mekanizmasında ciddi bir zafiyet yaratma potansiyeli taşıdığının, bir askeri harekatı aksatma veya başarısızlığa uğratma riski doğurduğunun mahkemece tespit edilmesi gerekir. Bu, bir tehlike suçu olmakla birlikte, tehlikenin somut ve ciddi olması aranır.