Askeri Ceza Kanunu (AsCK) m. 59'da geçen 'kusurlu olarak imal, teslim veya tesellüm eden' ifadesi, suçun taksirle işlenebileceği anlamına gelir mi? Bu ifadenin, fıkranın başında yer alan 'Milli Müdafaayı ihlal kastiyle' ibaresiyle birlikte yorumlanması nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76510

İlk bakışta 'kusurlu olarak' ifadesi taksirli sorumluluğu çağrıştırsa da, fıkranın bütünlüğü içinde yorumlandığında bu sonuca varılamaz. Metinde yapılan analizde de isabetle belirtildiği gibi, AsCK m. 59'un 1. fıkrası, tüm seçimlik hareketlerin 'Milli Müdafaayı ihlal kastiyle' yani özel bir kastla işlenmesini şart koşmaktadır. Bu özel kast, fıkradaki tüm eylemler için aranan ortak bir manevi unsurdur. 'Kusurlu olarak imal, teslim veya tesellüm etme' eylemi de bu özel kast altında gerçekleştirilmelidir. Yani fail, milli savunmayı ihlal etmek amacıyla, bilerek ve isteyerek savunma vasıtasını kusurlu (hatalı, eksik, bozuk) bir şekilde imal etmeli veya teslim alıp vermelidir. Buradaki 'kusur', eylemin niteliğini belirtmekte, failin sübjektif sorumluluk şeklini (taksir) ifade etmemektedir. Eğer kanun koyucu taksirli hali cezalandırmak isteseydi, TCK m. 307/3'te olduğu gibi açıkça 'taksiri sonucunda meydana gelmiş' gibi bir ifade kullanır ve genellikle daha az bir ceza öngörürdü. AsCK m. 59/1'de ise tüm eylemler için aynı ağır ceza (sekiz seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis) öngörülmüştür. Bu da fıkradaki tüm eylemlerin aynı manevi unsurla (özel kast) işlendiğini göstermektedir.