Boşanma davasında, idrak çağında olan (örneğin 10 yaşında) bir çocuğun velayeti konusunda görüşünün alınmaması, Yargıtay tarafından nasıl bir usuli eksiklik olarak değerlendirilmektedir? Bu eksikliğin kararın bozulmasına neden olmasının temelindeki uluslararası sözleşme hükümleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76482

Yargıtay, idrak çağındaki bir çocuğun velayeti konusunda görüşünün alınmamasını, kararın esastan bozulmasını gerektiren ciddi bir usuli eksiklik olarak görmektedir. Bu, sadece bir takdir hakkı değil, mahkeme için bir yükümlülüktür. Bu yaklaşımın temelinde, çocuğun bir birey olarak haklarına saygı gösterilmesi ve kendisini doğrudan ilgilendiren bir konuda dinlenilme hakkı yatmaktadır. Bu hakkın dayanağı olan uluslararası sözleşmeler metinde de belirtilmiştir: 1) Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (madde 12): Bu madde, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip her çocuğun, kendisini etkileyen tüm konularda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını güvence altına alır ve bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine göre gereken önemin verilmesini şart koşar. 2) Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi (madde 3 ve 6): Bu sözleşme de benzer şekilde, idrak gücüne sahip çocukların, kendilerini ilgilendiren adli süreçlerde dinlenilmesini ve görüşlerine önem verilmesini öngörür. Metinde yer alan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/7002 K. sayılı kararı da, bu sözleşmelere atıf yaparak idrak çağındaki çocukların dinlenmemesinin bozma nedeni olduğunu açıkça belirtmiştir.