Boşanma davasında, davacı tarafın annesinin tanıklığı ile davalı tarafın komşusunun tanıklığı arasında ispat gücü ve hakimin takdiri açısından bir fark var mıdır? Yargıtay'ın 'sırf akraba oluşları nedeniyle tanıklığa itibar edilmemesi' yönündeki içtihadını (Y2HD, E.2014/26168) analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76449

Hukuken, tanıkların akraba olup olmaması, tanıklıklarının geçerliliği açısından tek başına bir kriter değildir. Yani hem annenin hem de komşunun tanıklığı hukuken geçerlidir. Ancak, HMK'ya göre tanık beyanı takdiri bir delildir ve hakim, beyanları serbestçe değerlendirir. Uygulamada, hakimin takdirini kullanırken tanığın tarafsızlığı ve objektifliği önemli bir rol oynar. Davacının annesi gibi birinci derece yakın bir akrabanın, duygusal bağ nedeniyle davacı lehine subjektif beyanlarda bulunma ihtimali daha yüksek kabul edilebilir. Komşunun ise taraflarla daha mesafeli bir ilişkisi olabileceği için beyanlarının daha objektif olabileceği düşünülebilir. Ancak bu bir karine değildir. Yargıtay'ın metinde atıf yapılan Y2HD, E.2014/26168, K.2014/25672 sayılı kararı bu noktada yol göstericidir. Bu karara göre, bir tanığın beyanının 'sırf akraba oluşları nedeniyle' itibarsız sayılamayacağı, bunun usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla hakim, tanığın akraba olmasına değil, beyanının içeriğine odaklanmalıdır. Annenin beyanları görgüye dayalı, somut, tutarlı ve diğer delillerle uyumlu ise tam ispat gücüne sahip olabilirken; komşunun beyanları duyuma dayalı ve çelişkili ise ispat gücü zayıf olacaktır. Önemli olan, tanığın kimliği değil, beyanının niteliğidir.