5275 sayılı İnfaz Kanunu m.99'da düzenlenen cezaların toplanması (içtima) kararının, denetimli serbestlik altındaki bir hükümlüye yeni bir ilam gelmesi durumunda ne zaman verilebileceği konusunda kanunda bir boşluk var mıdır? Yönetmelik bu boşluğu nasıl doldurmaya çalışmaktadır ve bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı açısından önemi nedir?
Evet, 5275 sayılı Kanun'da içtima kararının ne zaman verileceğine dair açık bir zamanlama hükmü yoktur. Bu bir yasal boşluktur. Ancak Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği m.87/3, bu konuda bir usul sıralaması öngörerek bu boşluğu doldurmaya çalışmaktadır. Yönetmelik, hükümlünün önce ceza infaz kurumuna alınacağını, ardından denetimli serbestlik kaydının kapatılacağını ve sonrasında toplama kararı alınması için dosyanın savcılığa gönderileceğini belirtir. Bu sıralama, toplama kararının hükümlünün fiilen cezaevine girmesinden sonra alınacağını ima eder. Bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı (Anayasa m.19) açısından önemi büyüktür. Çünkü hükümlü cezaevine alınmadan, varsayımsal olarak toplama kararı alınıp denetimli serbestlik dosyası kapatılırsa, hükümlü henüz yakalanmamışken dışarıda geçirdiği süre infazdan sayılmayacak ve fiili cezaevi süresi uzayacaktır. Bu, kişi hürriyetine yoruma dayalı bir müdahale anlamına gelir. Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetlere getirilecek sınırlamaların kanunla yapılması zorunludur. Yönetmelik hükmünün, kanundaki boşluğu hükümlü lehine doldurduğu ve fiilen cezaevine alınma şartını aradığı kabul edilmelidir.