Boşanma davasında, taraflardan birinin tanık listesini mahkemeye süresinde sunmaması, onun tanık delilinden tamamen vazgeçtiği anlamına mı gelir? Bu durumun, mahkemenin re'sen delil toplama yetkisi açısından bir sonucu var mıdır?
HMK'ya göre, taraflar delillerini kanunda belirtilen süreler içinde (genellikle cevap ve ikinci cevap dilekçesiyle veya hakimin ön incelemede vereceği kesin süre içinde) bildirmek zorundadır. Bir tarafın, tanık listesini bu kesin süre içinde sunmaması, kural olarak o delilden feragat ettiği (vazgeçtiği) anlamına gelir ve daha sonra tanık dinletemez (HMK m. 145). Bu, 'taraflarca getirilme (hazırlama)' ilkesinin bir sonucudur. Ancak, boşanma davaları kamu düzenini ilgilendirdiği için bu kuralın bir istisnası vardır. Aile mahkemesi hakimi, davanın diğer alanlarından farklı olarak, 're'sen (kendiliğinden) araştırma' ilkesi uyarınca hareket eder (TMK m. 184). Eğer hakim, davanın aydınlatılması için tanık dinlenmesini zorunlu görürse, taraflar süresinde bildirmemiş olsalar bile, kendiliğinden tanık dinlenmesine karar verebilir. Örneğin, dosyada bir çocuğun velayeti söz konusuysa ve çocuğun menfaatinin tespiti için belirli kişilerin (öğretmen, komşu vb.) dinlenmesi gerekiyorsa, hakim tarafların talebi veya bildirimi olmaksızın bu kişileri tanık olarak çağırabilir. Dolayısıyla, süresinde tanık bildirmemek tarafın bu hakkını kaybettirse de, hakimin kamu düzeni ve çocuğun üstün yararı gereği re'sen tanık dinleme yetkisini ortadan kaldırmaz.