5275 sayılı Kanun m. 105/A uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan bir hükümlü, bu süreçte kasıtlı yeni bir suç işler ve hakkında kamu davası açılırsa, denetimli serbestlik durumu ne olur? Bu durumun, denetimli serbestliğin doğrudan sona ermesinden farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76389

Bu durum, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin 7. fıkrasında özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, hükümlü denetimli serbestlik altındayken kasıtlı yeni bir suç işler ve bu suç nedeniyle hakkında kamu davası açılırsa, denetimli serbestlik durumu 'geçici olarak durdurulabilir'. Bu bir 'askıya alma' durumudur ve denetimli serbestliğin 6. fıkrada sayılan hallerdeki gibi doğrudan sona ermesinden farklıdır. Bu askıya alma kararının verilebilmesi için, açılan kamu davasına konu suçun hapis cezasının alt sınırının bir yıl veya daha fazla olması gerekir. Bu şartlar varsa, infaz hakimliği kararıyla hükümlü açık ceza infaz kurumuna geri gönderilebilir. Yargılama (kovuşturma) sonucunda, hükümlü beraat ederse, ceza verilmesine yer olmadığına, davanın reddine veya düşmesine karar verilirse, infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam edilir. Yani askıya alınan denetimli serbestlik hakkı iade edilir. Eğer mahkum olursa, bu mahkumiyetin sonuçlarına göre infaz süreci yeniden şekillenir. Bu düzenleme, 'masumiyet karinesi'nin bir gereğidir; hükümlü yeni suçtan mahkum olmadan denetimli serbestlik hakkını tamamen kaybetmez.