Boşanma davasında, velayet kendisine verilmeyen eşin ödeyeceği iştirak nafakasının miktarı belirlenirken, TMK m. 330 uyarınca hangi kriterler esas alınır? Nafaka yükümlüsü ebeveynin mali gücünün çok yüksek olması, nafaka miktarını çocuğun fiili ihtiyaçlarının çok üzerine çıkarabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76369

TMK m. 330/1, iştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde üç temel kriteri esas alır: 1) Çocuğun ihtiyaçları: Yaşına, eğitim durumuna, sağlık giderlerine, sosyal ve kültürel faaliyetlerine göre belirlenen fiili ihtiyaçları. 2) Ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri: Ebeveynlerin gelirleri, malvarlıkları ve yaşam standartları. 3) Çocuğun gelirleri: Çocuğun kendine ait bir geliri (kira, faiz vb.) varsa bu da dikkate alınır. Nafaka yükümlüsü ebeveynin mali gücünün çok yüksek olması, nafaka miktarını çocuğun fiili ihtiyaçlarının çok üzerine çıkaramaz. İştirak nafakası bir zenginleşme aracı değildir. Temel amacı, çocuğun boşanma nedeniyle yaşam standardında ciddi bir düşüş yaşamasını engellemek ve ihtiyaçlarını karşılamaktır. Dolayısıyla, nafaka miktarı belirlenirken öncelikli olan çocuğun ihtiyacıdır. Ancak, ebeveynlerin yüksek yaşam standardı, çocuğun 'ihtiyaç' kavramının daha geniş yorumlanmasına neden olabilir. Örneğin, özel okul, yurtdışı eğitim, özel dersler, sanatsal veya sportif faaliyetler gibi kalemler, ebeveynlerin mali gücü oranında 'ihtiyaç' kapsamına dahil edilebilir. Yani nafaka, sadece temel barınma, beslenme, giyim giderlerini değil, ebeveynlerin sosyal ve ekonomik durumuyla orantılı bir yaşam standardını sürdürme giderlerini de kapsar. Ancak bu, sınırsız bir artış anlamına gelmez ve çocuğun ihtiyacıyla bağını koparamaz.