Boşanma davasında, ayırt etme gücüne sahip olmayan (örneğin zihinsel engelli) bir kişinin tanıklığı geçerli midir? Mahkemenin bu tür bir tanığı dinleyip dinlememe konusundaki takdir yetkisi ve izlemesi gereken prosedür nedir?
Kural olarak, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin tanıklığı geçerli kabul edilmez. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tanıklığı dava konusu hakkında bilgi ve görgüsü bulunan kişilerin beyanları olarak düzenlemiştir. Ayırt etme gücü olmayan bir kişinin olayları doğru algılama, yorumlama ve aktarma yeteneği bulunmadığından, beyanlarının delil değeri yoktur. Metinde de belirtildiği gibi, 'ayırt etme gücüne sahip olmayan bireyler... mahkemede tanık olarak kabul edilmeyebilir.' Mahkemenin bu konuda takdir yetkisi vardır. Bir taraf, ayırt etme gücü olmayan birini tanık olarak gösterdiğinde, mahkeme bu kişinin dinlenmesinin davanın aydınlatılmasına bir katkı sunmayacağına kanaat getirirse dinleme talebini reddedebilir. Eğer tanığın durumu hakkında şüphe varsa, mahkeme bu kişinin dinlenip dinlenemeyeceği ve beyanlarının ne ölçüde güvenilir olduğu konusunda bir uzman (psikiyatr, adli tıp uzmanı) görüşüne veya bilirkişi raporuna başvurabilir. Uzman raporu, kişinin tanıklık yapmaya ehil olmadığını belirtirse, mahkeme bu kişiyi dinlemez. Bu prosedür, yargılamanın sağlıklı yürümesini ve güvenilir olmayan delillerle karar verilmesini önlemeyi amaçlar.