Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların 'mal rejiminin tasfiyesi konusunda birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmayacaklarına' dair soyut bir ifadeye yer vermeleri, daha sonra mal rejimi tasfiyesi davası açılmasına engel teşkil eder mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu konudaki kriterleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76358

Hayır, bu tür soyut bir ifade mal rejimi tasfiyesi davası açılmasına engel teşkil etmez. Boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat) ile mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklı hukuki kurumlardır. Metinde yer alan Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/335 E., 2022/850 K. sayılı kararında bu konu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Yargıtay'a göre, tarafların mal rejimini de tasfiye etmek istiyorlarsa, bu hususun protokolde 'hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta' olması gerekir. 'Birbirimizden maddi-manevi tazminat ve nafaka dışında bir talebimiz yoktur' gibi genel ve soyut ifadeler, mal rejiminden de feragat edildiği anlamına gelmez. Protokolde, örneğin 'evlilik birliği içinde edinilen ... ada ... parseldeki taşınmazın mülkiyeti ...'ya bırakılmıştır' veya 'taraflar, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katkı payı, katılma alacağı ve değer artış payı alacaklarından karşılıklı olarak feragat etmişlerdir' gibi açık, net ve somut ifadelere yer verilmelidir. Soyut, muğlak ve yoruma açık ifadeler içeren bir protokol, mal rejimini tasfiye etmediği için, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra tarafların mal rejimi tasfiyesi davası açma hakkı saklıdır.