Anlaşmalı boşanma davasında, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasının taraflarca yıllarca geciktirilmesi ve bu süreçte tarafların fiilen birlikte yaşamaya devam etmesi, Yargıtay tarafından hangi hukuki ilke ve kuralların ihlali olarak görülmektedir? Bu durumun boşanma kararının akıbetine etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76357

Bu durum, Yargıtay tarafından öncelikle Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı' ve bu kuralın bir uzantısı olan 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'nın (TMK m. 2/2) ihlali olarak görülmektedir. Metinde yer alan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/14800 ve 2018/15333 sayılı kararları bu yaklaşımı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kararların iki yıl, hatta sekiz yıl gibi uzun bir süre sonra tebliğe çıkarılması, tarafların aslında boşanma iradelerinin samimi olmadığını, evlilik birliğini fiilen devam ettirdiklerini ve boşanma kararını geleceğe yönelik bir tehdit veya koz olarak ellerinde tuttuklarını göstermektedir. Bir hakkın (kararı tebliğe çıkartma hakkının) bu şekilde kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yargıtay'a göre bu durum, 'evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı olgusunun gerçekleşmediğini' de gösterir. Boşanma kararının akıbetine etkisi ise, hükmün bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündedir. Çünkü tarafların davranışları, anlaşmalı boşanmanın temelini oluşturan 'boşanma iradesinin' ortadan kalktığını ve evliliğin devam ettiğini kanıtlamaktadır. Bu nedenle, samimi olmayan boşanma iradesine dayalı hükmün onanması mümkün değildir.