Araç değer kaybı talebinde, Anayasa Mahkemesi'nin Karayolları Trafik Kanunu'nun 90. ve 92. maddelerindeki 'genel şartlar' ibarelerini iptal etmesinin, değer kaybı hesaplama metodolojisi üzerindeki temel etkisi ne olmuştur? İptal öncesi ve sonrası durumu karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #76324

Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli iptal kararı öncesinde, araç değer kaybı hesaplaması, 01.06.2015 tarihli Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'na göre yapılıyordu. Bu genel şartlar, 160.000 km sınırı gibi kısıtlamalar ve plastik parça, cam, döşeme gibi aksamları değer kaybı kapsamı dışında tutan bir formül içeriyordu. Bu durum, araç sahiplerinin 'gerçek zararının' tam olarak karşılanmasını engelliyordu. AYM'nin iptal kararıyla birlikte, Kanun'daki 'genel şartlara' yapılan atıf ortadan kalkmıştır. Bu durum, araç değer kaybı hesaplamasında artık 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin genel hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucunu doğurmuştur. Metinde de belirtildiği gibi, yeni hukuki durumda piyasa koşulları göz önünde bulundurularak araçta meydana gelen 'gerçek zarar' esas alınır. Bu zarar, aracın kazadan önceki hasarsız piyasa değeri ile kaza sonrası onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki farktır. Dolayısıyla, iptal sonrası dönemde km sınırı, parça türü gibi genel şartlardaki kısıtlamalar kalkmış ve Yargıtay'ın da benimsediği piyasa rayicine dayalı 'gerçek zarar' hesaplama yöntemine dönülmüştür. Bu, zarar gören lehine önemli bir gelişmedir.