Bir iş davasında, davacı tanığı olarak dinlenen kişi, davacının en yakın arkadaşı ve aynı zamanda işyerinden alacaklı olan bir başka işçidir. Bu tanığın beyanının delil değeri, HMK m.254 açısından nasıl bir bütün olarak değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75771

Bu tanığın beyanı, HMK m.254 açısından 'güvenilirliği' konusunda ciddi ve katmerli şüpheler barındırdığı için, çok büyük bir ihtiyatla değerlendirilmelidir. Beyanın delil değerini zayıflatan birden fazla unsur bir araya gelmiştir: 1) Başka Bir Yakınlık (Arkadaşlık): Tanığın, davacının en yakın arkadaşı olması, onun lehine tanıklık yapma yönünde sübjektif bir eğilimi olabileceği şüphesini doğurur. 2) Davada Yararı Olma (Menfaat Çatışması): Tanığın, aynı işverenden kendisinin de alacaklı olması ve muhtemelen dava açmış veya açacak olması, HMK m.250 kapsamında 'tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren' en önemli sebeplerden biridir. Davacının davasını kazanması, kendi davası için bir emsal teşkil edecektir. Bu iki durum birleştiğinde, tanığın beyanının objektifliğine ve tarafsızlığına duyulacak güven neredeyse tamamen ortadan kalkar. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, bu tür bir tanığın beyanı, tek başına hiçbir şekilde hükme esas alınamaz. Bu beyanın dikkate alınabilmesi için, mutlaka işyeri kayıtları, resmi belgeler veya husumetli olmayan başka tanıkların beyanları gibi çok güçlü ve objektif 'yan delillerle' doğrulanması gerekir. Aksi takdirde, mahkeme bu tanığın beyanına itibar etmeyerek kararını vermelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-254-tanigin-kimliginin-tespiti.html)