Bir ceza davasında, sanık aleyhindeki tek delil, polisin olay yerinde yaptığı ve sanığın suçu işlediğine dair kanaatini içeren bir 'olay yeri inceleme raporu'dur. Bu rapor, tek başına mahkumiyet için yeterli midir?
Hayır, tek başına yeterli değildir. Polisin düzenlediği olay yeri inceleme raporu, bir 'belge delili'dir, ancak bu belgenin içeriği farklı nitelikte bilgiler taşır: - Objektif Tespitler: Raporda yer alan, olay yerindeki parmak izleri, kan örnekleri, silahın konumu gibi 'objektif maddi bulgular', güçlü birer delildir ve mahkeme tarafından dikkate alınır. - Sübjektif Değerlendirmeler ve Kanaatler: Raporu düzenleyen polisin, bulgulardan yola çıkarak vardığı 'sanığın suçu işlediğine dair kanaati' veya yorumları ise, bir 'delil' değil, bir 'görüş' veya 'iddia' niteliğindedir. Ceza muhakemesinde, delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi, kolluk görevlisine veya savcıya değil, münhasıran 'mahkemeye' aittir. Kolluğun kanaati, mahkeme için bağlayıcı değildir. Mahkeme, rapordaki objektif verileri alıp, dosyadaki diğer delillerle (tanık, sanık savunması vb.) birlikte, kendi vicdani kanaatine göre bağımsız bir şekilde değerlendirerek sonuca varmalıdır. Sadece polisin kanaatini içeren bir rapora dayalı mahkumiyet, 'delillerin mahkeme huzurunda tartışılması' ve 'hakimin delilleri serbestçe takdiri' ilkelerini ihlal eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)