Aile konutu şerhi konulması talebinin incelendiği bir davada, davalı olan malik eş, davacı eşin evi terk ettiğini ve birlikte yaşamadıklarını, bu nedenle konutun aile konutu vasfını yitirdiğini iddia etmektedir. Bu savunma, şerh talebinin reddi için tek başına yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75764

Hayır, tek başına yeterli değildir. Bir konutun aile konutu vasfını yitirmesi için, eşlerin fiilen ayrı yaşaması yeterli değildir; bu ayrılığın, 'ortak yaşamı sona erdirme' ve 'yeni bir yaşam merkezi kurma' iradesiyle gerçekleşmesi gerekir. Metinde de belirtildiği gibi, 'tarafların bir arada yaşamıyor olmasının aile konutu vasfını değiştirmeyeceği açıktır.' Mahkemenin araştırması gereken, ayrılığın nedenidir: - Eğer eş, haklı bir sebep olmaksızın (örneğin, evi terk ederek başka biriyle yaşamaya başlayarak) ortak yaşamdan ayrılmış ve yeni bir hayat kurmuşsa, terk edilen konut aile konutu vasfını yitirebilir. - Ancak, eğer eş, diğer eşin kusurlu davranışları (şiddet, hakaret, sadakatsizlik gibi) nedeniyle veya geçici bir anlaşmazlık sonucu evi terk etmek zorunda kalmışsa, ortak yaşamı yeniden kurma umudu veya niyeti devam ettiği sürece, o konut 'aile konutu' olma niteliğini korur. Dolayısıyla, mahkeme, sadece ayrı yaşadıkları olgusuna değil, bu ayrılığın ardındaki irade ve sebepleri de (tanık beyanları, diğer delillerle) araştırarak karar vermelidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/aile-konutu-serhi/)