Yargılamanın yenilenmesi talebinin incelenmesinde, mahkemenin, ileri sürülen yeni delilin 'hayatın olağan akışına uygun olmadığı' yönündeki bir değerlendirmesi, hangi aşamada ve hangi koşullarda hukuka uygun olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75760

Mahkemenin bu tür bir değerlendirmeyi, başvurunun en başında, yani 'kabule değerlik' (CMK m.319) aşamasında yapması hukuka aykırı olur. Çünkü bu, delilin esasına girerek peşin bir hüküm vermek anlamına gelir. Ancak, mahkeme bu değerlendirmeyi, delilleri topladıktan sonraki 'esassızlık' (CMK m.321) aşamasında ve gerekçesini somut olgulara dayandırarak yapabilir. Bu değerlendirmenin hukuka uygun olabileceği koşullar şunlardır: 1) Delillerin Toplanmış Olması: Mahkeme, talebi kabule değer bulmuş, yeni tanığı dinlemiş, yeni belgeyi incelemiş olmalıdır. 2) Objektif Çelişkiler: Yeni delilin, dosyadaki diğer kesin ve objektif delillerle (örneğin, kamera kaydı, DNA raporu, resmi belge) açık ve giderilemez bir çelişki içinde olması gerekir. 3) Mantıksal Tutarsızlık: İleri sürülen yeni olayın veya tanık beyanının, kendi içinde veya bilinen fiziksel ve mantıksal kurallarla bariz bir tutarsızlık göstermesi gerekir. Örneğin, YCGK'nın 04.11.2021 tarihli kararında ilk derece mahkemesi, dosyaya sonradan eklenen tanık ifadelerinin 'hayatın olağan akışına uygun beyanlar olarak kabul edilemeyeceği' şeklinde bir gerekçe kullanmış, ancak YCGK bu gerekçeyi, delilleri toplamadan ve tartışmadan verildiği için yetersiz ve hatalı bulmuştur. Dolayısıyla, 'hayatın olağan akışına aykırılık' değerlendirmesi, keyfi bir kanaat değil, delillerin bütüncül ve mantıksal analizinin bir sonucu olmalıdır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)