Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/32245 E. sayılı kararında atıf yapılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun (İBGK) 1989 tarihli kararı, bedelsiz senedi kullanma suçunun ispatında hukuk ve ceza mahkemeleri arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirmiştir?
Yargıtay İBGK'nın bu kararı, bedelsiz senedi kullanma gibi, temelinde bir özel hukuk uyuşmazlığı barındıran suçların yargılamasında, ceza mahkemesinin, hukuk usulü ispat kurallarını göz ardı edemeyeceğini ortaya koyarak, iki hukuk dalı arasında bir köprü kurmuştur. Bu kararın şekillendirdiği ilişki şöyledir: 1) Ceza Mahkemesinin Hukuk Kurallarıyla Bağlılığı: Ceza mahkemesi, bir fiilin suç olup olmadığını belirlerken, o fiilin unsurunu oluşturan hukuki durumun (olayımızda senedin bedelsiz kalıp kalmadığının) tespitinde, ilgili özel hukuk dalının (burada Ticaret Hukuku ve Medeni Usul Hukuku) kurallarıyla bağlıdır. 2) İspat Standardının Yükseltilmesi: Ceza muhakemesindeki 'delil serbestisi' ilkesi, bu tür suçlarda sınırlandırılmıştır. Ceza hakimi, senedin teminat amaçlı olduğu veya bedelsiz kaldığı gibi iddiaları, tanık beyanı gibi takdiri delillerle sübuta ermiş sayamaz. Hukuk usulünün gerektirdiği 'yazılı delil' (senede karşı senetle ispat) kuralını aramak zorundadır. Bu, ceza mahkemesinin, bir hukuk mahkemesi gibi davranarak, senedin hukuki niteliğine ilişkin iddiaları sıkı şekil kurallarına göre değerlendirmesi gerektiği anlamına gelir. Bu yaklaşım, senetlerin ticari hayattaki güvenilirliğini korumayı ve soyut iddialarla ceza davaları açılmasını önlemeyi amaçlamaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/bedelsiz-senedi-kullanma-sucu-cezasi-tck-156/)