Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2019/3909 K. sayılı kararında, limited şirket hisselerini devreden ancak müdürlük yetkisinin kaldırıldığına dair bir karar ilan edilmeyen sanığın cezai sorumluluğu tartışılmıştır. Ticaret sicilinin 'aleniyet' ve 'olumlu (müspet) etki' ilkeleri, bu sanığın sorumluluğunu belirlemede nasıl bir rol oynar?
Ticaret sicilinin 'aleniyet' (TTK m.35) ve 'olumlu etki' (TTK m.36) ilkeleri, bu sanığın sorumluluğunu belirlemede önemli, ancak tek başına belirleyici olmayan bir rol oynar. - Aleniyet ve Olumlu Etki: Ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen hususlar, herkes tarafından bilindiği varsayılır (aleniyet). Üçüncü kişiler, sicilde kayıtlı bir duruma (örneğin, bir kişinin müdür olduğuna) güvenerek işlem yaptıklarında korunurlar (olumlu etki). Bu ilkelere göre, müdürlük yetkisinin kaldırıldığına dair bir karar tescil ve ilan edilmediği sürece, sanık, üçüncü kişilere (vergi idaresi dahil) karşı hala şirketin yetkili temsilcisi olarak görünmektedir. Bu durum, onun ibraz yükümlülüğünün şeklen devam ettiği yönünde güçlü bir karine oluşturur. - Fiili Durumun Önceliği (Ceza Hukukunda): Ancak ceza hukukunda sorumluluk, şekli kayıtlardan çok 'fiili duruma' ve 'eylem üzerindeki hakimiyete' dayanır. Yargıtay kararında da, sadece sicil kaydına bakılmayıp, 'anılan şirketin yasal defter ve belgelerinin sanıklardan hangisinde bulunduğunun tespiti' ve 'sanıklar arasında defter ve belgelerin teslimine dair tutanak hazırlanıp hazırlanmadığının araştırılması' gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, ticaret sicilindeki kayıt, sanığın sorumlu olduğuna dair bir 'karine' oluşturur ve ispat yükünü bir ölçüde ona yükler. Ancak sanık, hisselerini devrettiğini, fiilen şirketten ayrıldığını ve defterlerin kendisinde olmadığını somut delillerle ispatlarsa, sadece sicildeki kaydın devam etmesi nedeniyle cezalandırılamaz. Mahkeme, şekli durum ile fiili durumu birlikte değerlendirerek karar vermelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/defter-kayit-ve-belgeleri-gizleme-veya-ibraz-etmeme-sucu-cezasi.html)