Bir ceza davasında, sanık hakkında yapılan aramada ele geçirilen delillerin, arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini gereği hükme esas alınamayacağı iddia edilmektedir. Bu doktrin, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle nasıl bir etkileşim içine girer?
'Zehirli ağacın meyvesi' doktrini, hukuka aykırı bir delilden (zehirli ağaç) yola çıkılarak elde edilen diğer delillerin de (zehirli meyveler) hukuka aykırı hale geleceğini ve hükme esas alınamayacağını ifade eden bir ilkedir. Bu doktrin ile 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi arasında dolaylı ama güçlü bir etkileşim vardır. Etkileşim şu şekilde olur: 1) Delillerin Azalması: Mahkeme, arama kararının hukuka aykırı olduğuna ve bu arama sonucu elde edilen delillerin kullanılamayacağına karar verirse, bu deliller dosyadan çıkarılır. Bu durum, iddia makamının elindeki delil miktarını ve gücünü ciddi şekilde azaltır. 2) Şüphenin Artması: Dosyadan önemli deliller çıkarıldıktan sonra, geriye kalan deliller, sanığın suçluluğunu 'her türlü şüpheden uzak, kesin bir şekilde' ispatlamaya yetmeyebilir. Hukuka aykırı delillerin dışlanması, sanığın mahkumiyetine ilişkin 'şüpheyi' artırır veya daha önce olmayan bir şüphenin doğmasına neden olur. 3) Beraat Kararı: Artan veya giderilemeyen bu şüphe karşısında, mahkeme 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini uygulamak zorunda kalır ve sanık hakkında beraat kararı verir. Kısacası, 'zehirli ağacın meyvesi' doktrini, hukuka uygun delil standardını yükselterek delil havuzunu daraltır; bu daralan delil havuzu ise 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanma olasılığını artırarak sanık lehine bir sonuç doğurur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/supheden-sanik-yararlanir-mi)