Reddi istenen bir hakimin, ret istemi karara bağlanmadan önce, 'gecikmesinde sakınca bulunan bir hal' nedeniyle bir tanığı dinlediğini varsayalım. Bu tanık dinleme tutanağında, işlemin 'gecikmesinde sakınca olduğu kanaatine varılarak' yapıldığının açıkça belirtilmemesi, bu işlemin geçerliliğini etkiler mi?
Evet, bu durum işlemin geçerliliğini etkileyebilir ve sonradan iptal edilmesine neden olabilir. CMK m.29, reddi istenen hakime sadece 'gecikmesinde sakınca olan' işlemleri yapma yetkisi verir. Bu, çok istisnai bir yetkidir. Metinde de belirtildiği gibi, 'Hâkim reddedildikten sonra henüz bu konuda bir karar verilmeden gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle bir yargılama işlemi yapılmış ise tutanağa bu işlemin gecikmesinde sakınca olduğu kanaatine varılarak yapıldığı açıkça belirtilmelidir.' Bu belirtmenin yapılmaması, şu sorunları doğurur: 1) Denetim İmkansızlığı: Üst mahkeme veya itiraz mercii, hakimin bu işlemi yaparken 'gecikmesinde sakınca' koşulunun varlığını gerçekten değerlendirip değerlendirmediğini denetleyemez. Hakimin bu istisnai yetkiyi keyfi olarak kullanmış olabileceği şüphesi doğar. 2) Savunma Hakkının İhlali: Taraflar, işlemin neden acil olarak yapıldığını bilemez ve bu konuda itirazlarını ileri süremezler. Bu, bir nevi 'gerekçesiz' bir işlem niteliği taşır. Dolayısıyla, bu gerekçenin tutanağa yazılmamış olması, yapılan işlemin CMK m.29'daki yasal dayanağının belirsiz hale gelmesine neden olur ve bu işlemin sonradan, özellikle ret talebi kabul edilirse, geçersiz sayılarak tekrarlanması sonucunu doğurabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-29-reddi-istenen-hakimin-yapabilecegi-islemler.html)